Bol nimet, maddî ve manevî rızık veren "Beslenerek yaşamaları için bütün canlıların rızıklarını veren yalnız Allah Teala'dır. O'ndan başka rızık veren yoktur. Eğer Allah rızkı kulları için bolca yaysaydı, yeryüzünde taşkınlık yapar ve azarlardı. Allah kullarından dilediği kimsenin rızkını genişletir ve dilediğine de kısar. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilendir.   Kulun, her istediğini talep etmede helal yollardan hareket ettikten sonra, Rabbine müracaat etmesi lazımdır. Sebeplerine…

Bol nimet, maddî ve manevî rızık veren "Beslenerek yaşamaları için bütün canlıların rızıklarını veren yalnız Allah Teala'dır. O'ndan başka rızık veren yoktur. Eğer Allah rızkı kulları için bolca yaysaydı, yeryüzünde taşkınlık yapar ve azarlardı. Allah kullarından dilediği kimsenin rızkını genişletir ve dilediğine de kısar. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilendir. Kulun, her istediğini talep etmede helal yollardan hareket ettikten sonra, Rabbine müracaat etmesi lazımdır. Sebeplerine…

Müminleri çok seven, kulları tarafından çok sevilen ""Rabbinizden bağışlanma dileyin; sonra O'na tevbe edin. Muhakkak ki Rabbim çok merhametlidir, çok sever" Hud, 90   Vedûd hem Seven hem Sevilen demektir.   "O, çok bağışlayan ve çok sevendir." Buruc, 14   Allah'ın Vedûd ismini bilen her müslüman, insanlarla sevgi ve muhabete dayalı ilişkiler kurmalı, itaat ve ibadetlerle Allah'ın sevgisini kazanmaya çalışmalıdır."

Müminleri çok seven, kulları tarafından çok sevilen ""Rabbinizden bağışlanma dileyin; sonra O'na tevbe edin. Muhakkak ki Rabbim çok merhametlidir, çok sever" Hud, 90 Vedûd hem Seven hem Sevilen demektir. "O, çok bağışlayan ve çok sevendir." Buruc, 14 Allah'ın Vedûd ismini bilen her müslüman, insanlarla sevgi ve muhabete dayalı ilişkiler kurmalı, itaat ve ibadetlerle Allah'ın sevgisini kazanmaya çalışmalıdır."

Aydınlatıcı, ışık verici "“Allah, göklerin ve yerin nurudur (aydınlatıcısıdır). O’nun nurunun temsili, içinde lamba bulunan bir kandil gibidir. O lamba bir billur içindedir; o billur da sanki inciye benzer bir yıldız gibidir ki, doğuya da batıya da nisbet edilemeyen mübarek bir ağaçtan çıkan yağdan tutuşturulur. (Bu öyle bir ağaç ki) yağı, neredeyse, kendisine ateş değmese bile ışık verir. (Bu ışık) nur üstüne nurdur. Allah dilediği kimseyi (dileyeni de) nuruna eriştirir. Allah insanlara…

Aydınlatıcı, ışık verici "“Allah, göklerin ve yerin nurudur (aydınlatıcısıdır). O’nun nurunun temsili, içinde lamba bulunan bir kandil gibidir. O lamba bir billur içindedir; o billur da sanki inciye benzer bir yıldız gibidir ki, doğuya da batıya da nisbet edilemeyen mübarek bir ağaçtan çıkan yağdan tutuşturulur. (Bu öyle bir ağaç ki) yağı, neredeyse, kendisine ateş değmese bile ışık verir. (Bu ışık) nur üstüne nurdur. Allah dilediği kimseyi (dileyeni de) nuruna eriştirir. Allah insanlara…

Varlığı her şeyden âşikâr olan, her şeye galip gelen her şeyden yüce olan "Gördüğümüz her manzara, işittiğimiz her ses, tuttuğumuz, tattığımız her şey, her mana, içimizde ve dışımızda şimdiye kadar anlayıp sezebildiğimiz her şey O'nun varlığına şahiddir.   "O Evvel'dir, Ahir'dir, Zâhir'dir, Bâtın'dır." Hadid, 3   Allah Teâlâ'nın varlığı herşeyden âşikârdır."

Varlığı her şeyden âşikâr olan, her şeye galip gelen her şeyden yüce olan "Gördüğümüz her manzara, işittiğimiz her ses, tuttuğumuz, tattığımız her şey, her mana, içimizde ve dışımızda şimdiye kadar anlayıp sezebildiğimiz her şey O'nun varlığına şahiddir. "O Evvel'dir, Ahir'dir, Zâhir'dir, Bâtın'dır." Hadid, 3 Allah Teâlâ'nın varlığı herşeyden âşikârdır."

Emir ve yasaklarını, hüküm ve kararlarını kullarına yaptırmaya gücü yeten, azgın ve zalimleri kahredici, dertlere derman olan, yaraları sarıp onaran, yarattıklarının hallerini düzelten "O yapılmasına karar verdiği şeyi, dilediğinde zorla yaptırır, düzeltir ve onarır. Ancak bundan, Cebriyye'nin dediği gibi kullara hiç irâde vermez, her emrini zorla yürütür, insanlarda ihtiyârî fiiller yoktur mânâsını da anlamamak gerekir.   Çünkü kanun yapma ile ilgili emirlerin kulların cüz'i iradeleriyle…

Emir ve yasaklarını, hüküm ve kararlarını kullarına yaptırmaya gücü yeten, azgın ve zalimleri kahredici, dertlere derman olan, yaraları sarıp onaran, yarattıklarının hallerini düzelten "O yapılmasına karar verdiği şeyi, dilediğinde zorla yaptırır, düzeltir ve onarır. Ancak bundan, Cebriyye'nin dediği gibi kullara hiç irâde vermez, her emrini zorla yürütür, insanlarda ihtiyârî fiiller yoktur mânâsını da anlamamak gerekir. Çünkü kanun yapma ile ilgili emirlerin kulların cüz'i iradeleriyle…

Şanı, şerefi, izzeti ve kudreti yüce olan "Kur’ân-ı Kerîm’in seksen yedinci sûresi A’lâ sûresidir! Bu sûre, Rahmân sûresinin, Allah Teâlâ’nın bir ismi olan Rahmân, ismi ile başlayışı gibi “Aliyy” ism-i şerifi zikredilerek başlar. Bu sûrenin ilk ayetinde Yüce Allah, Hz. Peygambere (s.a.s.) hitab ederek, “Rabbinin yüce adını tesbih et.” buyurur. Bu, âlemleri titreten yakınlık ve iltifat dolu hitaba, Peygamber Efendimiz (s.a.s.) hemen; “Sübhane Rabbiyel A’lâ” diye cevap verir.   “Göklerde ve…

Şanı, şerefi, izzeti ve kudreti yüce olan "Kur’ân-ı Kerîm’in seksen yedinci sûresi A’lâ sûresidir! Bu sûre, Rahmân sûresinin, Allah Teâlâ’nın bir ismi olan Rahmân, ismi ile başlayışı gibi “Aliyy” ism-i şerifi zikredilerek başlar. Bu sûrenin ilk ayetinde Yüce Allah, Hz. Peygambere (s.a.s.) hitab ederek, “Rabbinin yüce adını tesbih et.” buyurur. Bu, âlemleri titreten yakınlık ve iltifat dolu hitaba, Peygamber Efendimiz (s.a.s.) hemen; “Sübhane Rabbiyel A’lâ” diye cevap verir. “Göklerde ve…

İhtiyaç ve noksanlığı gerektiren her şeyden münezzeh, pek yüce ve ulu "O'nun zatına nisbetle her varlığın küçük ve basit bulunduğunu ve mutlak büyüklüğün ancak: Allah'ın zatına ait bir sıfat olduğunu ifade eder.   O'nun büyüklüğü her şeyde ve her olayda tezahür eder. Yaratılmış her şey O'nun büyüklüğünü ortaya koyar ve her varlık mevcudiyetiyle ilahi azamet ve büyüklüğü ile işaret eder.   Ancak, yaratıklardan bazıları, kibirlenerek, zorbalık yapmak isteyerek yahut öyle yapmak isteyenlere…

İhtiyaç ve noksanlığı gerektiren her şeyden münezzeh, pek yüce ve ulu "O'nun zatına nisbetle her varlığın küçük ve basit bulunduğunu ve mutlak büyüklüğün ancak: Allah'ın zatına ait bir sıfat olduğunu ifade eder. O'nun büyüklüğü her şeyde ve her olayda tezahür eder. Yaratılmış her şey O'nun büyüklüğünü ortaya koyar ve her varlık mevcudiyetiyle ilahi azamet ve büyüklüğü ile işaret eder. Ancak, yaratıklardan bazıları, kibirlenerek, zorbalık yapmak isteyerek yahut öyle yapmak isteyenlere…

Adil, insaflı, her şeyi yerli yerinde yapan, her şeyi hak ve doğru olan "Adalet, zulmün zıddıdır. Zulüm kelimesinde; incitme, can yakma mânası vardır. Zulmetmiyerek herkese hakkını vermek ve her şey'i akıl ve mantığa, hikmet ve maslahata uygun olarak yapmak da adalet demektir. Allah Teâlâ Âdil'dir. Zâlimleri sevmez. Zâlimlerle düşüp kalkanları ve hattâ sadece uzaktan onlara imrenenleri ve sevenleri de sevmez.   "Rabbinin sözü, doğruluk bakımından da, adalet bakımından da tastamamdır..."…

Adil, insaflı, her şeyi yerli yerinde yapan, her şeyi hak ve doğru olan "Adalet, zulmün zıddıdır. Zulüm kelimesinde; incitme, can yakma mânası vardır. Zulmetmiyerek herkese hakkını vermek ve her şey'i akıl ve mantığa, hikmet ve maslahata uygun olarak yapmak da adalet demektir. Allah Teâlâ Âdil'dir. Zâlimleri sevmez. Zâlimlerle düşüp kalkanları ve hattâ sadece uzaktan onlara imrenenleri ve sevenleri de sevmez. "Rabbinin sözü, doğruluk bakımından da, adalet bakımından da tastamamdır..."…

Hidayet eden, doğru yolu gösteren "Yüce Allah yarattığı her mahlûku yaradılış gayesine uygun şeyleri yapmaya sevk eder.   “Rabbinin yüce adını tesbih et. Yaratıp düzene koyan O’dur. Takdir edip hidayeti gösteren O’dur.” Â’lâ, 1-3   Allah her kimi hidayete erdirmek isterse İslam için gönlünü açar. O kulların Allah için vazifeler yerine getirmekten canı sıkılmaz, zahmet ve ıstırap duymaz, tersine neşe ve sevinç duyar. Allah kimi de yolundan şaşırtmak ve saptırmak dilerse, göğsünü daraltır. O…

Hidayet eden, doğru yolu gösteren "Yüce Allah yarattığı her mahlûku yaradılış gayesine uygun şeyleri yapmaya sevk eder. “Rabbinin yüce adını tesbih et. Yaratıp düzene koyan O’dur. Takdir edip hidayeti gösteren O’dur.” Â’lâ, 1-3 Allah her kimi hidayete erdirmek isterse İslam için gönlünü açar. O kulların Allah için vazifeler yerine getirmekten canı sıkılmaz, zahmet ve ıstırap duymaz, tersine neşe ve sevinç duyar. Allah kimi de yolundan şaşırtmak ve saptırmak dilerse, göğsünü daraltır. O…

Çok mülkü olan, her şeyin sahibi ve Malikî, onları terbiye edip yetiştiren, mülk ve güç veren Melik yada malik olma, malik olunan şey üzerinde istenildiği biçimde tasarrufta bulunmayı gerektirir. Bütün kainat Allah'ın mülküdür ve Allah mülkünde dilediği gibi tasarruf sahibidir. İnsan yeryüzünde halife olduğu için, kendisine yeryüzü mülkü üzerinde izafi bir meliklik yetkisi tanınmıştır. Herkesin belli bir tasarruf sahası vardır. Fakat bu tasarruf, hiç bir zaman mutlak değil, sınırlı ve…

Çok mülkü olan, her şeyin sahibi ve Malikî, onları terbiye edip yetiştiren, mülk ve güç veren Melik yada malik olma, malik olunan şey üzerinde istenildiği biçimde tasarrufta bulunmayı gerektirir. Bütün kainat Allah'ın mülküdür ve Allah mülkünde dilediği gibi tasarruf sahibidir. İnsan yeryüzünde halife olduğu için, kendisine yeryüzü mülkü üzerinde izafi bir meliklik yetkisi tanınmıştır. Herkesin belli bir tasarruf sahası vardır. Fakat bu tasarruf, hiç bir zaman mutlak değil, sınırlı ve…

Çok affedici, çok bağışlayan "Hakikaten Allah çok bağışlayıcı ve mağfiret edicidir." Hac, 60   Kullar işledikleri günahlardan vazgeçip tevbe ettiklerinde ve Allah'tan pişmanlıkla bağışlanma dilediklerinde, Allah onların bu günahlarını affeder.   "Doğrusu Allah günahların hepsini bağışlar. Çünkü O, bağışlayandır, merhametlidir." Zümer,53   Afüvv ismi Gafûr ismine yakındır. Aradaki fark Gafûr Günahları örtmekle ilgili, Afüvv ise, günahları kökünden kazımakla ilgilidir."

Çok affedici, çok bağışlayan "Hakikaten Allah çok bağışlayıcı ve mağfiret edicidir." Hac, 60 Kullar işledikleri günahlardan vazgeçip tevbe ettiklerinde ve Allah'tan pişmanlıkla bağışlanma dilediklerinde, Allah onların bu günahlarını affeder. "Doğrusu Allah günahların hepsini bağışlar. Çünkü O, bağışlayandır, merhametlidir." Zümer,53 Afüvv ismi Gafûr ismine yakındır. Aradaki fark Gafûr Günahları örtmekle ilgili, Afüvv ise, günahları kökünden kazımakla ilgilidir."

Çok sakin, hemen öfkelenmeyen, kızmayan, heyecanlanmayan, acele etmeyen hoşgörülü, teenni ile hareke eden "Allah Teâlâ Halîm'dir. Her günah işleyeni hemen cezalandırmaz. Hışım ve gazabda acele etmez, mühlet verir. Bu mühlet içinde yaptıklarına pişman olup tevbe edenleri afveder. Israr edenler hakkında, hüküm artık kendisine kalmıştır.   “Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar, O’nu (Allah’ı) tesbih ederler. O’nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir varlık yoktur. Fakat siz, onların…

Çok sakin, hemen öfkelenmeyen, kızmayan, heyecanlanmayan, acele etmeyen hoşgörülü, teenni ile hareke eden "Allah Teâlâ Halîm'dir. Her günah işleyeni hemen cezalandırmaz. Hışım ve gazabda acele etmez, mühlet verir. Bu mühlet içinde yaptıklarına pişman olup tevbe edenleri afveder. Israr edenler hakkında, hüküm artık kendisine kalmıştır. “Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar, O’nu (Allah’ı) tesbih ederler. O’nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir varlık yoktur. Fakat siz, onların…

Her şeye muttali olan, her şeyi gören, her şeyi bilen, her şeyden haberdar olan, her yerde hazır nazır olan, hiçbir şey kendisinden gizlenemeyen, bütün sırlara vakıf olan, her şeyi murakabe eden "Hiçbir şey Yüce Allah'tan gizli olamaz. Her şeye şâhit olan, her zaman ve her yerde hazır olan Allah, ahirette de herkese halini bildirecek olandır.   "Şahit olarak da Allah yeter." Nisa, 79 "

Her şeye muttali olan, her şeyi gören, her şeyi bilen, her şeyden haberdar olan, her yerde hazır nazır olan, hiçbir şey kendisinden gizlenemeyen, bütün sırlara vakıf olan, her şeyi murakabe eden "Hiçbir şey Yüce Allah'tan gizli olamaz. Her şeye şâhit olan, her zaman ve her yerde hazır olan Allah, ahirette de herkese halini bildirecek olandır. "Şahit olarak da Allah yeter." Nisa, 79 "

Her şeyi yaratan "Allahu Teâlâ her şeyin Halikidir ve bu O'nun subuti sıfatlarındandır. O'ndan başkası için bu sıfat kullanılamaz.   Bütün mükevvenat ve bunun içinde insan, Cenab-ı Hakk'ın yaratmayı sürekli tazeleyip yürütmesine, her an tazelenen oluş gerçeğine muhtaçtır ve yaratış vakıasına devamlı konu olmaktadır. Allah'ın yaratışı, sadece var edip ortaya çıkarmaktan, yani hayatın yalnızca başlangıç safhasına ilişkin - zaman ve konu yönünden sınırlı, belirli- bir özellik olmaktan ibaret…

Her şeyi yaratan "Allahu Teâlâ her şeyin Halikidir ve bu O'nun subuti sıfatlarındandır. O'ndan başkası için bu sıfat kullanılamaz. Bütün mükevvenat ve bunun içinde insan, Cenab-ı Hakk'ın yaratmayı sürekli tazeleyip yürütmesine, her an tazelenen oluş gerçeğine muhtaçtır ve yaratış vakıasına devamlı konu olmaktadır. Allah'ın yaratışı, sadece var edip ortaya çıkarmaktan, yani hayatın yalnızca başlangıç safhasına ilişkin - zaman ve konu yönünden sınırlı, belirli- bir özellik olmaktan ibaret…

Aşkın, pek yüce, ulu, eksik ve noksanlıklardan berî olan "O, her türlü noksanlık, eksiklik, âcizlik, hatâ ve kusurdan münezzehtir.   “Allah görünmeyeni de bilir, görüneni de. Büyüktür ve yücelerden yücedir.” Ra’d, 9   Allah'ın yüceliğinin üstünde hiçbir yücelik olamaz. O, her yüksek makamın daha üstündedir.   O, ilimde, kudrette, hayatta, cömertlikte, merhamette ve diğer bütün sıftlarında kusursuz olduğu gibi yücelikte de kusursuzdur. Her şey, O'nun kudreti ve iktidarı altındadır."

Aşkın, pek yüce, ulu, eksik ve noksanlıklardan berî olan "O, her türlü noksanlık, eksiklik, âcizlik, hatâ ve kusurdan münezzehtir. “Allah görünmeyeni de bilir, görüneni de. Büyüktür ve yücelerden yücedir.” Ra’d, 9 Allah'ın yüceliğinin üstünde hiçbir yücelik olamaz. O, her yüksek makamın daha üstündedir. O, ilimde, kudrette, hayatta, cömertlikte, merhamette ve diğer bütün sıftlarında kusursuz olduğu gibi yücelikte de kusursuzdur. Her şey, O'nun kudreti ve iktidarı altındadır."

Çok övülen, övgüye layık olan "“Hamd Alemlerin Rabbi olan Allah'adır” Fâtiha, 1   Bütün hamd-ü senalar O'na mahsustur.   Her müslüman O'nu sevdiği kadar O'nu övmelidir de. Hamd ve övgünün yalnız Allah'a ait olduğunu bilmelidir.   “Meleklerin de arşın etrafını kuşatarak, Rablerine hamd ile tesbih ettiklerini görürsün...” Zümer, 75   “Musa dedi ki: Siz ve yeryüzünde bulunanların hepsi nankörlük etseniz, iyi biliniz ki Allah hepinizden zengindir, hamdedilmeye layıktır.” İbrâhîm, 8"

Çok övülen, övgüye layık olan "“Hamd Alemlerin Rabbi olan Allah'adır” Fâtiha, 1 Bütün hamd-ü senalar O'na mahsustur. Her müslüman O'nu sevdiği kadar O'nu övmelidir de. Hamd ve övgünün yalnız Allah'a ait olduğunu bilmelidir. “Meleklerin de arşın etrafını kuşatarak, Rablerine hamd ile tesbih ettiklerini görürsün...” Zümer, 75 “Musa dedi ki: Siz ve yeryüzünde bulunanların hepsi nankörlük etseniz, iyi biliniz ki Allah hepinizden zengindir, hamdedilmeye layıktır.” İbrâhîm, 8"

Pinterest
Search