ilk paragraf

O ülkenin o ilk cümlesi, ilk paragrafı...
93 Pinler37 Takipçi
Genç Arap Batı Kudüs otobüs terminalinin tuvaletinde aynaya doğru yaklaştı. Beşir Khairi bir dizi porselen la­vabonun önünde yalnız başına duruyordu, eğildi ve kendisine dikkatle baktı. Saçlarını ve kravatını düzeltti, iyi tıraş edilmiş yüzünü çimdikledi. Bütün bunların gerçek olduğundan emin olmak istiyordu.   /   Limon Ağacı (the Lemon Tree) - Sandy Tolan - Çeviren: Özkan Özdem

Genç Arap Batı Kudüs otobüs terminalinin tuvaletinde aynaya doğru yaklaştı. Beşir Khairi bir dizi porselen la­vabonun önünde yalnız başına duruyordu, eğildi ve kendisine dikkatle baktı. Saçlarını ve kravatını düzeltti, iyi tıraş edilmiş yüzünü çimdikledi. Bütün bunların gerçek olduğundan emin olmak istiyordu. / Limon Ağacı (the Lemon Tree) - Sandy Tolan - Çeviren: Özkan Özdem

Galaksinin Batı Sarmal Kolu’nun bir ucunda, haritası bile çıkarılmamış ücra bir köşede, gözlerden uzak, küçük ve sarı bir güneş vardır.      //    Otostopçunun Galaksi Rehberi (the Hitchiker’s Guide to the Galaxy) - Douglas Adams - Çeviren: Nil Alt

Galaksinin Batı Sarmal Kolu’nun bir ucunda, haritası bile çıkarılmamış ücra bir köşede, gözlerden uzak, küçük ve sarı bir güneş vardır. // Otostopçunun Galaksi Rehberi (the Hitchiker’s Guide to the Galaxy) - Douglas Adams - Çeviren: Nil Alt

Balkon // Bir kuşluk vakti, balkonda oturuyorduk. Sen maviler giymiştin, omuzlarından dökülen saçların usul usul uçuşuyordu. Yüzüme bakıyordun ikide bir, derime sinen geldiğim yeri arıyordun belki; ellerimin nasıl el olduğunu, kirpiklerimin nereye doğru kıvrıldığını öğrenmek istiyordun. // Ölü Zaman Gezginleri - Hasan Ali Toptaş

Balkon // Bir kuşluk vakti, balkonda oturuyorduk. Sen maviler giymiştin, omuzlarından dökülen saçların usul usul uçuşuyordu. Yüzüme bakıyordun ikide bir, derime sinen geldiğim yeri arıyordun belki; ellerimin nasıl el olduğunu, kirpiklerimin nereye doğru kıvrıldığını öğrenmek istiyordun. // Ölü Zaman Gezginleri - Hasan Ali Toptaş

Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı,    Bir dakika araba yerinde durakladı.    Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar,    Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar…    Gidiyordum, gurbeti gönlümle duya duya,    Ulukışla yolundan Orta Anadolu’ya.    İlk sevgiye benzeyen ilk acı, ilk ayrılık!    Yüreğimin yaktığı ateşle hava ılık,    Gök sarı, toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı…    Arkada zincirlenen yüksek Toros Dağları,    Önde uzun bir kışın soldurduğu etekler,...

Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı, Bir dakika araba yerinde durakladı. Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar, Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar… Gidiyordum, gurbeti gönlümle duya duya, Ulukışla yolundan Orta Anadolu’ya. İlk sevgiye benzeyen ilk acı, ilk ayrılık! Yüreğimin yaktığı ateşle hava ılık, Gök sarı, toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı… Arkada zincirlenen yüksek Toros Dağları, Önde uzun bir kışın soldurduğu etekler,...

Dağlar      Başım dağ saçlarım kardır,  Deli rüzgarlarım vardır,  Ovalar bana çok dardır,  Benim meskenim dağlardır.      Şehirler bana bir tuzak;  İnsan sohbetleri yasak;  Uzak olun benden, uzak,  Benim meskenim dağlardır...

Dağlar Başım dağ saçlarım kardır, Deli rüzgarlarım vardır, Ovalar bana çok dardır, Benim meskenim dağlardır. Şehirler bana bir tuzak; İnsan sohbetleri yasak; Uzak olun benden, uzak, Benim meskenim dağlardır...

Her kitap akılda kalmak, yeryüzünde bir iz bırakmak arzusuyla yazılır. Bu hariç. // [Belki de budur!] // Yatak odasındaki komodinin üzerinde yuvarlak bir ayna var. Kenarları gümüşten. Aynanın ortasında bir kadın duruyor. Bedeni patiskadan bez bebek; bir tek bakışları etten ve kemikten. Bakıyor kendine dinmeyen bir merakla. Ayırmıyor gözlerini suretinden.      Siyah Süt - Elif Şafak

Her kitap akılda kalmak, yeryüzünde bir iz bırakmak arzusuyla yazılır. Bu hariç. // [Belki de budur!] // Yatak odasındaki komodinin üzerinde yuvarlak bir ayna var. Kenarları gümüşten. Aynanın ortasında bir kadın duruyor. Bedeni patiskadan bez bebek; bir tek bakışları etten ve kemikten. Bakıyor kendine dinmeyen bir merakla. Ayırmıyor gözlerini suretinden. Siyah Süt - Elif Şafak

Arrakis’e doğru yola çıkışlarının bir hafta öncesinde, çevredeki toplanma telaşı neredeyse dayanılmaz bir çılgınlık boyutuna ulaştığında yaşlı bir kadın Paul adlı delikanlının annesini ziyarete geldi.    //  Dune - Frank Herbert - Çeviren: Dost Körpe

Arrakis’e doğru yola çıkışlarının bir hafta öncesinde, çevredeki toplanma telaşı neredeyse dayanılmaz bir çılgınlık boyutuna ulaştığında yaşlı bir kadın Paul adlı delikanlının annesini ziyarete geldi. // Dune - Frank Herbert - Çeviren: Dost Körpe

Tarlalardan geçerek eve dönüyordum. Yazın tam ortasıydı. Otlaklar biçilmişti, çavdar tarlaları da yakında biçilmeye başlanacaktı.      [Belki de budur!]           1851 yılının sonundaydı.      Hacı Murat (Хаджи Мурат) - Lev Tolstoy - Rusça’dan çeviren: Leyla Soykut

Tarlalardan geçerek eve dönüyordum. Yazın tam ortasıydı. Otlaklar biçilmişti, çavdar tarlaları da yakında biçilmeye başlanacaktı. [Belki de budur!] 1851 yılının sonundaydı. Hacı Murat (Хаджи Мурат) - Lev Tolstoy - Rusça’dan çeviren: Leyla Soykut

Ey bahtıgüzel şah, işittim ki, Bağdat kentinde birçok halifenin saltanatından önce ve birçoklarının saltanatından sonra Ömerü’n-Neman adlı bir hükümdar varmış.    //       Binbir Gece Masalları Cilt 1/2 - ألف ليلة وليلة (Elf Leyle ve Leyle) - Fransızca çeviri: Mille Nuits et Une Nuit , Joseph Charles Mardrus - Fransızcadan çeviri: Âlim Şerif Onaran

Ey bahtıgüzel şah, işittim ki, Bağdat kentinde birçok halifenin saltanatından önce ve birçoklarının saltanatından sonra Ömerü’n-Neman adlı bir hükümdar varmış. // Binbir Gece Masalları Cilt 1/2 - ألف ليلة وليلة (Elf Leyle ve Leyle) - Fransızca çeviri: Mille Nuits et Une Nuit , Joseph Charles Mardrus - Fransızcadan çeviri: Âlim Şerif Onaran

Yatağın başından ucuna kadar uzanan mavi damalı yorganın engebeleri, gölgeli vadileri ve mavi yumuşak tepeleriyle örtülü tatlı ve ılık karanlıkta Rüya yüzükoyun uzanmış uyuyordu. Dışarıdan kış sabahının ilk sesleri geliyordu: Tek tük geçen arabalar ve eski otobüsler, poğaçacıyla işbirliği eden salepçinin kaldırıma konup kalkan güğümleri ve dolmuş durağının değnekçisinin düdüğü. Odada, lacivert perdelerin soldurduğu kurşuni bir kış ışığı vardı. Uyku mahmurluğuyla Galip, karısının mavi…

Yatağın başından ucuna kadar uzanan mavi damalı yorganın engebeleri, gölgeli vadileri ve mavi yumuşak tepeleriyle örtülü tatlı ve ılık karanlıkta Rüya yüzükoyun uzanmış uyuyordu. Dışarıdan kış sabahının ilk sesleri geliyordu: Tek tük geçen arabalar ve eski otobüsler, poğaçacıyla işbirliği eden salepçinin kaldırıma konup kalkan güğümleri ve dolmuş durağının değnekçisinin düdüğü. Odada, lacivert perdelerin soldurduğu kurşuni bir kış ışığı vardı. Uyku mahmurluğuyla Galip, karısının mavi…

Pinterest
Ara