Duaları, istekleri, dilekleri kabul eden, ihtiyaçları karşılayan, sıkıntıları gideren "Kullarım Beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse, onlar da Benim çağrıma cevap versinler ve Bana iman etsinler. Umulur ki doğru yolu bulmuş olurlar." Bakara, 186  Şu ayrımın bilinmesi gerekir. Cevab vermek farklı, kabûl etmek farklıdır. Âyet-i kerîmede, Allah tarafından her duaya cevab verileceği vadedilir: Fakat kabûl…

Duaları, istekleri, dilekleri kabul eden, ihtiyaçları karşılayan, sıkıntıları gideren "Kullarım Beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse, onlar da Benim çağrıma cevap versinler ve Bana iman etsinler. Umulur ki doğru yolu bulmuş olurlar." Bakara, 186 Şu ayrımın bilinmesi gerekir. Cevab vermek farklı, kabûl etmek farklıdır. Âyet-i kerîmede, Allah tarafından her duaya cevab verileceği vadedilir: Fakat kabûl…

Müminleri çok seven, kulları tarafından çok sevilen ""Rabbinizden bağışlanma dileyin; sonra O'na tevbe edin. Muhakkak ki Rabbim çok merhametlidir, çok sever" Hud, 90   Vedûd hem Seven hem Sevilen demektir.   "O, çok bağışlayan ve çok sevendir." Buruc, 14   Allah'ın Vedûd ismini bilen her müslüman, insanlarla sevgi ve muhabete dayalı ilişkiler kurmalı, itaat ve ibadetlerle Allah'ın sevgisini kazanmaya çalışmalıdır."

Müminleri çok seven, kulları tarafından çok sevilen ""Rabbinizden bağışlanma dileyin; sonra O'na tevbe edin. Muhakkak ki Rabbim çok merhametlidir, çok sever" Hud, 90 Vedûd hem Seven hem Sevilen demektir. "O, çok bağışlayan ve çok sevendir." Buruc, 14 Allah'ın Vedûd ismini bilen her müslüman, insanlarla sevgi ve muhabete dayalı ilişkiler kurmalı, itaat ve ibadetlerle Allah'ın sevgisini kazanmaya çalışmalıdır."

Azamet ve kibriya, ikram ve ihsan sahibi "Büyüklük ve ikram sahibi Rabbinin adı yücelerden yücedir." Rahman, 78   Bu isim, Kur’ân-ı Kerîm’de; Rahmân sûresi’nde iki yerde geçmektedir;   “Yer üzerinde bulunan her şey fânidir. Yalnız celâl ve ikram sahibi Rabbinin yüzü (zâtı) baki kalacaktır. Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?” Rahmân, 26-28   Allah, kullarına bu dünyada ikramda bulunabileceği gibi onu, ahirete de erteleyebilir. O, nimetini hak edene de etmeyene

Azamet ve kibriya, ikram ve ihsan sahibi "Büyüklük ve ikram sahibi Rabbinin adı yücelerden yücedir." Rahman, 78 Bu isim, Kur’ân-ı Kerîm’de; Rahmân sûresi’nde iki yerde geçmektedir; “Yer üzerinde bulunan her şey fânidir. Yalnız celâl ve ikram sahibi Rabbinin yüzü (zâtı) baki kalacaktır. Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?” Rahmân, 26-28 Allah, kullarına bu dünyada ikramda bulunabileceği gibi onu, ahirete de erteleyebilir. O, nimetini hak edene de etmeyene

Değerli, şerefli, çok nimet veren, nimet ve ihsanı bol olan "Allah vaad ettiği zaman sözünü yerine getirir, verdiği zaman son derece bol verir.   “Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur; nankörlük edene gelince, o bilsin ki Rabbim müstağnîdir (hiç bir şeye ihtiyacı yoktur), Kerîm’dir (çok kerem sahibidir).” Neml, 40   Kendisine sığınan ve gönül vereni boş çevirmez, rahmetine gark eder. Vesilelere ve şefaatçilere muhtaç bırakmadan doğrudan doğruya kendisine iltica ettirir.   "Oku, Rabbin…

Değerli, şerefli, çok nimet veren, nimet ve ihsanı bol olan "Allah vaad ettiği zaman sözünü yerine getirir, verdiği zaman son derece bol verir. “Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur; nankörlük edene gelince, o bilsin ki Rabbim müstağnîdir (hiç bir şeye ihtiyacı yoktur), Kerîm’dir (çok kerem sahibidir).” Neml, 40 Kendisine sığınan ve gönül vereni boş çevirmez, rahmetine gark eder. Vesilelere ve şefaatçilere muhtaç bırakmadan doğrudan doğruya kendisine iltica ettirir. "Oku, Rabbin…

Adil, insaflı, her şeyi yerli yerinde yapan, her şeyi hak ve doğru olan "Adalet, zulmün zıddıdır. Zulüm kelimesinde; incitme, can yakma mânası vardır. Zulmetmiyerek herkese hakkını vermek ve her şey'i akıl ve mantığa, hikmet ve maslahata uygun olarak yapmak da adalet demektir. Allah Teâlâ Âdil'dir. Zâlimleri sevmez. Zâlimlerle düşüp kalkanları ve hattâ sadece uzaktan onlara imrenenleri ve sevenleri de sevmez.   "Rabbinin sözü, doğruluk bakımından da, adalet bakımından da tastamamdır..."…

Adil, insaflı, her şeyi yerli yerinde yapan, her şeyi hak ve doğru olan "Adalet, zulmün zıddıdır. Zulüm kelimesinde; incitme, can yakma mânası vardır. Zulmetmiyerek herkese hakkını vermek ve her şey'i akıl ve mantığa, hikmet ve maslahata uygun olarak yapmak da adalet demektir. Allah Teâlâ Âdil'dir. Zâlimleri sevmez. Zâlimlerle düşüp kalkanları ve hattâ sadece uzaktan onlara imrenenleri ve sevenleri de sevmez. "Rabbinin sözü, doğruluk bakımından da, adalet bakımından da tastamamdır..."…

Öne alan "Yüce Allah, istediği kimseleri yaradılış ve maddi konularda da olur öne geçirir. Allah, canlıların kimini önce, kimini de sonra yaratmıştır. Zenginliği kimine vermiş, kimine vermemiştir.   Allah Teâlâ ancak seçtiklerini ileri almıştır. İnsanların bâzısını dince, dünyaca bâzısı üzerine derece derece yükseltmiştir.Bu yükseltme ve seçme, kullarının amelleri ile ona lâyık olmaları sonucunda olmuştur.   “Hiçbir ümmet, ecelinin önüne geçemez ve onu geciktiremez.” Hıcr, 5   Müslüman…

Öne alan "Yüce Allah, istediği kimseleri yaradılış ve maddi konularda da olur öne geçirir. Allah, canlıların kimini önce, kimini de sonra yaratmıştır. Zenginliği kimine vermiş, kimine vermemiştir. Allah Teâlâ ancak seçtiklerini ileri almıştır. İnsanların bâzısını dince, dünyaca bâzısı üzerine derece derece yükseltmiştir.Bu yükseltme ve seçme, kullarının amelleri ile ona lâyık olmaları sonucunda olmuştur. “Hiçbir ümmet, ecelinin önüne geçemez ve onu geciktiremez.” Hıcr, 5 Müslüman…

İbadet eden kullarının mükâfatlarını bolca veren, az çok her itaati ödüllendiren "Az tâat karşılığında çok büyük dereceler veren, sayılı günlerde yapılan amel karşılığında âhiret âleminde sonsuz nimetler lûtfeden demektir. Bu mânaya Allah'dan başka hakikî sâhip yoktur   “Eğer Allah’a güzel bir borç verirseniz, Allah onu sizin için kat kat yapar ve sizi bağışlar. Allah Şekûr (çok mükâfat verendir), Halîm’dir.” Tegâbün, 17   “Her kim de gönlünden koparak bir hayır işlerse, şüphesiz Allah…

İbadet eden kullarının mükâfatlarını bolca veren, az çok her itaati ödüllendiren "Az tâat karşılığında çok büyük dereceler veren, sayılı günlerde yapılan amel karşılığında âhiret âleminde sonsuz nimetler lûtfeden demektir. Bu mânaya Allah'dan başka hakikî sâhip yoktur “Eğer Allah’a güzel bir borç verirseniz, Allah onu sizin için kat kat yapar ve sizi bağışlar. Allah Şekûr (çok mükâfat verendir), Halîm’dir.” Tegâbün, 17 “Her kim de gönlünden koparak bir hayır işlerse, şüphesiz Allah…

İnsanlara mal mülk veren, onları zengin yapan, cömert, nimet sahibi "Allah Teâlâ dilediğini zengin eder, ömür boyunca zengin olarak yaşatır. Dilediğini de ömür boyunca fakirlik içinde bırakır.   "Zengin eden de yoksul kılan da O'dur." Necm, 48   Yüce Allah, Bazı kullarını zenginken fakir, bazılarını fakirken zengin yapar.   "Seni fakir bulup zengin etmedi mi?" Duha, 8   Sevgili Peygamberimiz şöyle buyurmuştur;   “Gerçek zenginlik, mal çokluğu değil; gönül zenginliğidir.” Buhârî, Rikâk, 15…

İnsanlara mal mülk veren, onları zengin yapan, cömert, nimet sahibi "Allah Teâlâ dilediğini zengin eder, ömür boyunca zengin olarak yaşatır. Dilediğini de ömür boyunca fakirlik içinde bırakır. "Zengin eden de yoksul kılan da O'dur." Necm, 48 Yüce Allah, Bazı kullarını zenginken fakir, bazılarını fakirken zengin yapar. "Seni fakir bulup zengin etmedi mi?" Duha, 8 Sevgili Peygamberimiz şöyle buyurmuştur; “Gerçek zenginlik, mal çokluğu değil; gönül zenginliğidir.” Buhârî, Rikâk, 15…

Kıyamet kopunca ölüleri dirilten, mahşer yerine sevk eden, uyarıcı ve müjdeci olarak peygamber gönderen, kıyamette şahitler getiren "Allah Teâlâ insanları, onlar ölüp toprak olduktan sonra âhiret günü dirilterek kabirlerinden kaldıracak ve ruhları ile cesedleri birlikte olarak hesaplarını görecek, sonra da yine ruh ve cesedleri birlikte olarak mükâfat veya cezalarını verecektir.   "Ancak dinleyenler icabet eder. Ölüleri, onları da Allah diriltir. Sonra O'na döndürülürler." En'am, 36"

Kıyamet kopunca ölüleri dirilten, mahşer yerine sevk eden, uyarıcı ve müjdeci olarak peygamber gönderen, kıyamette şahitler getiren "Allah Teâlâ insanları, onlar ölüp toprak olduktan sonra âhiret günü dirilterek kabirlerinden kaldıracak ve ruhları ile cesedleri birlikte olarak hesaplarını görecek, sonra da yine ruh ve cesedleri birlikte olarak mükâfat veya cezalarını verecektir. "Ancak dinleyenler icabet eder. Ölüleri, onları da Allah diriltir. Sonra O'na döndürülürler." En'am, 36"

Dilediğine rızkı bol veren "Dilediği kullarının rızkını genişleten veya ruhlarını cesetlere yayan anlamına gelir.   Yaratıkların hayatı, Allah'ın kudret elindedir. O istediği kulundan ihsan ettiği serveti evlad, hayat zevkini, gönül ferahlığını alıverir, istediği kulunada yepyeni bir hayat, neşe ve rızk bolluğu verir. Rızık, fakir ve zengin herkese ulaştırılır. Allah, rızkın insanlar arasında eşit olmamasında derin ibretler bulunduğunu da beyan buyurmuştur."

Dilediğine rızkı bol veren "Dilediği kullarının rızkını genişleten veya ruhlarını cesetlere yayan anlamına gelir. Yaratıkların hayatı, Allah'ın kudret elindedir. O istediği kulundan ihsan ettiği serveti evlad, hayat zevkini, gönül ferahlığını alıverir, istediği kulunada yepyeni bir hayat, neşe ve rızk bolluğu verir. Rızık, fakir ve zengin herkese ulaştırılır. Allah, rızkın insanlar arasında eşit olmamasında derin ibretler bulunduğunu da beyan buyurmuştur."

Çok kuvvetli, çok dayanıklı, âcizliği, za'fiyeti ve gevşekliği olmayan "Allah için zorluk ya da kolaylık söz konusu değildir. Bir kainatı dahi bir yaprağı yarattığı gibi yaratabilir. Allah Metin, güç ve kuvvetli azalmayan, güçsüz düşmeyendir.   “Şüphesiz Allah’ın kendisi, rızık verendir, Metîn (sağlam olan), kuvvet sahibi olandır.” Zâriyât, 58"

Çok kuvvetli, çok dayanıklı, âcizliği, za'fiyeti ve gevşekliği olmayan "Allah için zorluk ya da kolaylık söz konusu değildir. Bir kainatı dahi bir yaprağı yarattığı gibi yaratabilir. Allah Metin, güç ve kuvvetli azalmayan, güçsüz düşmeyendir. “Şüphesiz Allah’ın kendisi, rızık verendir, Metîn (sağlam olan), kuvvet sahibi olandır.” Zâriyât, 58"

Varlıkların hayatlarına son veren, canlarını alan ""Her canlı, ölümü tadar..." Enbiya, 35   Canlı varlıklar için ölüm gerçektir. Allah Hayatı ve ölümü yaratandır.   “O, kulları üzerinde hükümranlığı sürdürür ve size koruyucular gönderir, sonunda sizden birinize ölüm geldiği vakit elçilerimiz, hiç eksiklik yapmadan, onun canını alırlar.” En’âm sûresi, 61"

Varlıkların hayatlarına son veren, canlarını alan ""Her canlı, ölümü tadar..." Enbiya, 35 Canlı varlıklar için ölüm gerçektir. Allah Hayatı ve ölümü yaratandır. “O, kulları üzerinde hükümranlığı sürdürür ve size koruyucular gönderir, sonunda sizden birinize ölüm geldiği vakit elçilerimiz, hiç eksiklik yapmadan, onun canını alırlar.” En’âm sûresi, 61"

İyilik eden, çok lütüfkâr, çok merhametli, çok şefkatli "Allah Teâlâ kulları için zorluk istemez, zorluk çıkaranları da sevmez. Yapılan kötülükleri bağışlar ve örter. Bir iyiliğe en az 10 mükâfat verir. Kul gönlünden iyi bir şey geçirmişse, onu yapmamış olsa bile, yapmış gibi kabûl edip mükâfat verir. Kötülükleri ise yapmadıkça cezalandırmaz.   “Kim iyilik getirirse, ona o (getirdiği)nin on katı vardır. Kim kötülük getirirse, sadece onun dengiyle cezalandırılır; onlar haksızlığa…

İyilik eden, çok lütüfkâr, çok merhametli, çok şefkatli "Allah Teâlâ kulları için zorluk istemez, zorluk çıkaranları da sevmez. Yapılan kötülükleri bağışlar ve örter. Bir iyiliğe en az 10 mükâfat verir. Kul gönlünden iyi bir şey geçirmişse, onu yapmamış olsa bile, yapmış gibi kabûl edip mükâfat verir. Kötülükleri ise yapmadıkça cezalandırmaz. “Kim iyilik getirirse, ona o (getirdiği)nin on katı vardır. Kim kötülük getirirse, sadece onun dengiyle cezalandırılır; onlar haksızlığa…

Boyun eğdiren, zelil eden, alçaltan "Herhangi bir konuda yetki ve söz sahibi kişilerin bu durumlarını yitirmeleri ve itibarlarını tamamen kaybederek haysiyetsiz duruma düşmeleri Müzill isminin tecellisidir.   Zillet, izzetin aksidir. Yüce Allah kullarından dilediğine izzet verir, dilediğine de zillet verir.   Bu isim asıl ahirette tecelli edecektir. O gün zillet içinde bırakılanlar artık telafisi mümkün olmayan bir perişanlığa mahkum olmuşlardır. Kafirlerin, nankörlerin ve mücrimlerin…

Boyun eğdiren, zelil eden, alçaltan "Herhangi bir konuda yetki ve söz sahibi kişilerin bu durumlarını yitirmeleri ve itibarlarını tamamen kaybederek haysiyetsiz duruma düşmeleri Müzill isminin tecellisidir. Zillet, izzetin aksidir. Yüce Allah kullarından dilediğine izzet verir, dilediğine de zillet verir. Bu isim asıl ahirette tecelli edecektir. O gün zillet içinde bırakılanlar artık telafisi mümkün olmayan bir perişanlığa mahkum olmuşlardır. Kafirlerin, nankörlerin ve mücrimlerin…

Pinterest
Search