Allah

85 Pins26 Followers
Bol nimet, maddî ve manevî rızık veren "Beslenerek yaşamaları için bütün canlıların rızıklarını veren yalnız Allah Teala'dır. O'ndan başka rızık veren yoktur. Eğer Allah rızkı kulları için bolca yaysaydı, yeryüzünde taşkınlık yapar ve azarlardı. Allah kullarından dilediği kimsenin rızkını genişletir ve dilediğine de kısar. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilendir.   Kulun, her istediğini talep etmede helal yollardan hareket ettikten sonra, Rabbine müracaat etmesi lazımdır. Sebeplerine…

Bol nimet, maddî ve manevî rızık veren "Beslenerek yaşamaları için bütün canlıların rızıklarını veren yalnız Allah Teala'dır. O'ndan başka rızık veren yoktur. Eğer Allah rızkı kulları için bolca yaysaydı, yeryüzünde taşkınlık yapar ve azarlardı. Allah kullarından dilediği kimsenin rızkını genişletir ve dilediğine de kısar. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilendir. Kulun, her istediğini talep etmede helal yollardan hareket ettikten sonra, Rabbine müracaat etmesi lazımdır. Sebeplerine…

Dünyada bütün mahlûkata merhamet eden, şefkat gösteren, ihsan eden "Allah'ın pek merhametli, çok rahmet sahibi olması anlamlarına gelen bir sıfat ismidir. Sıfat ismi olmakla beraber, bu ismin Allah'tan başkasına verilmesi uygun görülmez. "Çok rahmet sahibi, gayet merhametli ve sonsuz rahmeti bulunan" diye tefsir edilip açıklanabilirse de, yalnız yüce Allah'ın özel bir ismi olduğundan dolayı tam anlamıyla tercüme edilemez.   Dilimizde onun tam karşılığı olan bir kelime yoktur. "Esirgeyici"…

Dünyada bütün mahlûkata merhamet eden, şefkat gösteren, ihsan eden "Allah'ın pek merhametli, çok rahmet sahibi olması anlamlarına gelen bir sıfat ismidir. Sıfat ismi olmakla beraber, bu ismin Allah'tan başkasına verilmesi uygun görülmez. "Çok rahmet sahibi, gayet merhametli ve sonsuz rahmeti bulunan" diye tefsir edilip açıklanabilirse de, yalnız yüce Allah'ın özel bir ismi olduğundan dolayı tam anlamıyla tercüme edilemez. Dilimizde onun tam karşılığı olan bir kelime yoktur. "Esirgeyici"…

Emir ve yasaklarını, hüküm ve kararlarını kullarına yaptırmaya gücü yeten, azgın ve zalimleri kahredici, dertlere derman olan, yaraları sarıp onaran, yarattıklarının hallerini düzelten "O yapılmasına karar verdiği şeyi, dilediğinde zorla yaptırır, düzeltir ve onarır. Ancak bundan, Cebriyye'nin dediği gibi kullara hiç irâde vermez, her emrini zorla yürütür, insanlarda ihtiyârî fiiller yoktur mânâsını da anlamamak gerekir.   Çünkü kanun yapma ile ilgili emirlerin kulların cüz'i iradeleriyle…

Emir ve yasaklarını, hüküm ve kararlarını kullarına yaptırmaya gücü yeten, azgın ve zalimleri kahredici, dertlere derman olan, yaraları sarıp onaran, yarattıklarının hallerini düzelten "O yapılmasına karar verdiği şeyi, dilediğinde zorla yaptırır, düzeltir ve onarır. Ancak bundan, Cebriyye'nin dediği gibi kullara hiç irâde vermez, her emrini zorla yürütür, insanlarda ihtiyârî fiiller yoktur mânâsını da anlamamak gerekir. Çünkü kanun yapma ile ilgili emirlerin kulların cüz'i iradeleriyle…

Çok affeden, çok bağışlayan, günah ne kadar çok olursa olsun yine bağışlayan      "Günahları çok örten, mağfireti çok olan, kullarının günahlarını pek çok bağışlayandır. Cenab-ı Hak buyuruyor: "Hakikaten Allah çok bağışlayıcı ve mağfiret edicidir."   "Gerçekten ben, tevbe eden, inanan, salih amellerde bulunup sonra da doğru yola erişen kimseyi şüphesiz bağışlayıcıyım." Taha, 82  "De ki: "Ey kendilerine kötülük edip aşırı giden kullarım! Allah'ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin. Doğrusu Allah…

Çok affeden, çok bağışlayan, günah ne kadar çok olursa olsun yine bağışlayan "Günahları çok örten, mağfireti çok olan, kullarının günahlarını pek çok bağışlayandır. Cenab-ı Hak buyuruyor: "Hakikaten Allah çok bağışlayıcı ve mağfiret edicidir." "Gerçekten ben, tevbe eden, inanan, salih amellerde bulunup sonra da doğru yola erişen kimseyi şüphesiz bağışlayıcıyım." Taha, 82 "De ki: "Ey kendilerine kötülük edip aşırı giden kullarım! Allah'ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin. Doğrusu Allah…

İhtiyaç ve noksanlığı gerektiren her şeyden münezzeh, pek yüce ve ulu "O'nun zatına nisbetle her varlığın küçük ve basit bulunduğunu ve mutlak büyüklüğün ancak: Allah'ın zatına ait bir sıfat olduğunu ifade eder.   O'nun büyüklüğü her şeyde ve her olayda tezahür eder. Yaratılmış her şey O'nun büyüklüğünü ortaya koyar ve her varlık mevcudiyetiyle ilahi azamet ve büyüklüğü ile işaret eder.   Ancak, yaratıklardan bazıları, kibirlenerek, zorbalık yapmak isteyerek yahut öyle yapmak isteyenlere…

İhtiyaç ve noksanlığı gerektiren her şeyden münezzeh, pek yüce ve ulu "O'nun zatına nisbetle her varlığın küçük ve basit bulunduğunu ve mutlak büyüklüğün ancak: Allah'ın zatına ait bir sıfat olduğunu ifade eder. O'nun büyüklüğü her şeyde ve her olayda tezahür eder. Yaratılmış her şey O'nun büyüklüğünü ortaya koyar ve her varlık mevcudiyetiyle ilahi azamet ve büyüklüğü ile işaret eder. Ancak, yaratıklardan bazıları, kibirlenerek, zorbalık yapmak isteyerek yahut öyle yapmak isteyenlere…

İnsanların bütün yaptıklarını bilen, koruyan, görüp gözeten "Görüp gözeten, her şeye şahid olan koruyan ve bekçilik eden de O'dur ve varlıkları görüp, gözeten, itaatkar kullarının sevaplarını eksiltmeden mükafatlarını veren, her şeyi varacağı noktaya ulaştırandır.   Durmadan bir şeyler yapıp eden bir varlık olan insan, her an Rabbi tarafından görüp gözetildiğini hiç unutmamalı ve o da hep Rabbine bakarak kendini denetim altında tutmalı; böylece hal ve işlerini sürekli ıslaha gayret…

İnsanların bütün yaptıklarını bilen, koruyan, görüp gözeten "Görüp gözeten, her şeye şahid olan koruyan ve bekçilik eden de O'dur ve varlıkları görüp, gözeten, itaatkar kullarının sevaplarını eksiltmeden mükafatlarını veren, her şeyi varacağı noktaya ulaştırandır. Durmadan bir şeyler yapıp eden bir varlık olan insan, her an Rabbi tarafından görüp gözetildiğini hiç unutmamalı ve o da hep Rabbine bakarak kendini denetim altında tutmalı; böylece hal ve işlerini sürekli ıslaha gayret…

İzzet ve şeref, güç ve kuvvet, itibar ve şeref veren, aziz yapan "Allah'ın kullarını üstün kılınıp onurlandırdığını, onlara şeref bahşettiğini ifade eder. İnsanları hidayeti onurlandırdığı için Müiz adı da ancak O'na mahsustur.   Genellikle halk arasında izzetle kibir birbirine karıştırılır. İzzet, bir insanı kendi derecesini şerefini bilmesi, onu geçici şeyler için harcamaması, değerini koruması ve hakarete maruz bırakmamasıdır. Kibir ise, insanın kendi derecesini bilmemesi ve onu gerçek…

İzzet ve şeref, güç ve kuvvet, itibar ve şeref veren, aziz yapan "Allah'ın kullarını üstün kılınıp onurlandırdığını, onlara şeref bahşettiğini ifade eder. İnsanları hidayeti onurlandırdığı için Müiz adı da ancak O'na mahsustur. Genellikle halk arasında izzetle kibir birbirine karıştırılır. İzzet, bir insanı kendi derecesini şerefini bilmesi, onu geçici şeyler için harcamaması, değerini koruması ve hakarete maruz bırakmamasıdır. Kibir ise, insanın kendi derecesini bilmemesi ve onu gerçek…

İstediği şeye engel olan, koruyan, kurtaran, yardım eden "“Ve eğer Allah, sana bir zarar dokunduracak olursa, onu O’ndan başka giderecek yoktur. Ve eğer sana bir hayır dilerse, o zaman da O’nun lûtfunu engelleyebilecek kimse yoktur. O, lütfunu dilediği kuluna nasip eder. Allah çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir.” Yûnûs, 107   Yüce Allah, bazı isteklere de müsaade etmez. İsteyenin yapıştığı sebebler kısır kalır, çabalar netice vermez.   "Allah'ın insanlara açacağı herhangi bir rahmeti tutup…

İstediği şeye engel olan, koruyan, kurtaran, yardım eden "“Ve eğer Allah, sana bir zarar dokunduracak olursa, onu O’ndan başka giderecek yoktur. Ve eğer sana bir hayır dilerse, o zaman da O’nun lûtfunu engelleyebilecek kimse yoktur. O, lütfunu dilediği kuluna nasip eder. Allah çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir.” Yûnûs, 107 Yüce Allah, bazı isteklere de müsaade etmez. İsteyenin yapıştığı sebebler kısır kalır, çabalar netice vermez. "Allah'ın insanlara açacağı herhangi bir rahmeti tutup…

Güçlü, kuvvetli, her şeye gücü yeten, istediğini istediği gibi eksiksiz, kusursuz ve tam yapabilen "Şüphesiz Allah her şeye kadirdir." Bakara, 148   Bütün alemlere intizam sağlayan şüphesiz Hz.Allah'tır. Yeryüzünde her yaprağın düşüşü O'nun izniyledir, yine hiçbir dişi O'nun izni olmadan gebe kalamaz ve hiçbir canlı O'nun bilgisi dışında doğuramaz.   Allah Teâlâ, kudretine bir ayna olmak üzere kâinatı yaratmıştır. Fezalarda, sayısı belirsiz âlemleri birbirine çarptırmadan düzenlemek Kâdir…

Güçlü, kuvvetli, her şeye gücü yeten, istediğini istediği gibi eksiksiz, kusursuz ve tam yapabilen "Şüphesiz Allah her şeye kadirdir." Bakara, 148 Bütün alemlere intizam sağlayan şüphesiz Hz.Allah'tır. Yeryüzünde her yaprağın düşüşü O'nun izniyledir, yine hiçbir dişi O'nun izni olmadan gebe kalamaz ve hiçbir canlı O'nun bilgisi dışında doğuramaz. Allah Teâlâ, kudretine bir ayna olmak üzere kâinatı yaratmıştır. Fezalarda, sayısı belirsiz âlemleri birbirine çarptırmadan düzenlemek Kâdir…

Çok mülkü olan, her şeyin sahibi ve Malikî, onları terbiye edip yetiştiren, mülk ve güç veren Melik yada malik olma, malik olunan şey üzerinde istenildiği biçimde tasarrufta bulunmayı gerektirir. Bütün kainat Allah'ın mülküdür ve Allah mülkünde dilediği gibi tasarruf sahibidir. İnsan yeryüzünde halife olduğu için, kendisine yeryüzü mülkü üzerinde izafi bir meliklik yetkisi tanınmıştır. Herkesin belli bir tasarruf sahası vardır. Fakat bu tasarruf, hiç bir zaman mutlak değil, sınırlı ve…

Çok mülkü olan, her şeyin sahibi ve Malikî, onları terbiye edip yetiştiren, mülk ve güç veren Melik yada malik olma, malik olunan şey üzerinde istenildiği biçimde tasarrufta bulunmayı gerektirir. Bütün kainat Allah'ın mülküdür ve Allah mülkünde dilediği gibi tasarruf sahibidir. İnsan yeryüzünde halife olduğu için, kendisine yeryüzü mülkü üzerinde izafi bir meliklik yetkisi tanınmıştır. Herkesin belli bir tasarruf sahası vardır. Fakat bu tasarruf, hiç bir zaman mutlak değil, sınırlı ve…

İnsanlara mal mülk veren, onları zengin yapan, cömert, nimet sahibi "Allah Teâlâ dilediğini zengin eder, ömür boyunca zengin olarak yaşatır. Dilediğini de ömür boyunca fakirlik içinde bırakır.   "Zengin eden de yoksul kılan da O'dur." Necm, 48   Yüce Allah, Bazı kullarını zenginken fakir, bazılarını fakirken zengin yapar.   "Seni fakir bulup zengin etmedi mi?" Duha, 8   Sevgili Peygamberimiz şöyle buyurmuştur;   “Gerçek zenginlik, mal çokluğu değil; gönül zenginliğidir.” Buhârî, Rikâk, 15…

İnsanlara mal mülk veren, onları zengin yapan, cömert, nimet sahibi "Allah Teâlâ dilediğini zengin eder, ömür boyunca zengin olarak yaşatır. Dilediğini de ömür boyunca fakirlik içinde bırakır. "Zengin eden de yoksul kılan da O'dur." Necm, 48 Yüce Allah, Bazı kullarını zenginken fakir, bazılarını fakirken zengin yapar. "Seni fakir bulup zengin etmedi mi?" Duha, 8 Sevgili Peygamberimiz şöyle buyurmuştur; “Gerçek zenginlik, mal çokluğu değil; gönül zenginliğidir.” Buhârî, Rikâk, 15…

Hüküm veren, son kararı veren "Cenab-ı Hak Buyuruyor:  "Allah size Kitab'ı açık açık indirmişken O'ndan başka bir hakem mi isteyeyim?" Enam, 114   "Allah aranızda hükmedinceye kadar bekleyin. O hakimlerin en iyisidir." Araf, 87   "Kullarının ayrılığa düştükleri şeyler hakkında aralarında Sen hükmedeceksin." Zümer, 46   Allah'ın bu ismi, bütün üstün sıfatları ve güzel isimleri içine almaktadır. Çünkü işitmeyen, görmeyen ve haberi olmayan birinin Hakem olması mümkün değildir. O, bu dünyada ve…

Hüküm veren, son kararı veren "Cenab-ı Hak Buyuruyor: "Allah size Kitab'ı açık açık indirmişken O'ndan başka bir hakem mi isteyeyim?" Enam, 114 "Allah aranızda hükmedinceye kadar bekleyin. O hakimlerin en iyisidir." Araf, 87 "Kullarının ayrılığa düştükleri şeyler hakkında aralarında Sen hükmedeceksin." Zümer, 46 Allah'ın bu ismi, bütün üstün sıfatları ve güzel isimleri içine almaktadır. Çünkü işitmeyen, görmeyen ve haberi olmayan birinin Hakem olması mümkün değildir. O, bu dünyada ve…

Dilediğine rızkı bol veren "Dilediği kullarının rızkını genişleten veya ruhlarını cesetlere yayan anlamına gelir.   Yaratıkların hayatı, Allah'ın kudret elindedir. O istediği kulundan ihsan ettiği serveti evlad, hayat zevkini, gönül ferahlığını alıverir, istediği kulunada yepyeni bir hayat, neşe ve rızk bolluğu verir. Rızık, fakir ve zengin herkese ulaştırılır. Allah, rızkın insanlar arasında eşit olmamasında derin ibretler bulunduğunu da beyan buyurmuştur."

Dilediğine rızkı bol veren "Dilediği kullarının rızkını genişleten veya ruhlarını cesetlere yayan anlamına gelir. Yaratıkların hayatı, Allah'ın kudret elindedir. O istediği kulundan ihsan ettiği serveti evlad, hayat zevkini, gönül ferahlığını alıverir, istediği kulunada yepyeni bir hayat, neşe ve rızk bolluğu verir. Rızık, fakir ve zengin herkese ulaştırılır. Allah, rızkın insanlar arasında eşit olmamasında derin ibretler bulunduğunu da beyan buyurmuştur."

Mülkün sahibi "Allah Teâlâ mülkün sâhibi ve hükümdârıdır. Dilediği gibi tasarruf eder. O'nun bu tasarrufuna hiçbir kimsenin itiraz hakkı yoktur, olamaz. Dilediğine verir, dilediğinden alır. Mülkünde hiçbir ortağa ve yardımcıya ihtiyacı yoktur. "De ki: Mülkün gerçek sahibi olan Allah'ım! Sen mülkü dilediğine verirsin ve mülkü dilediğinden geri alırsın." Ali İmran, 26 İnsan O'nun varlığını gözardı ederek elindeki herşeyin kendisine ait olduğunu sanır. Kendini bu şekilde üstün görme yanılgısı…

Mülkün sahibi "Allah Teâlâ mülkün sâhibi ve hükümdârıdır. Dilediği gibi tasarruf eder. O'nun bu tasarrufuna hiçbir kimsenin itiraz hakkı yoktur, olamaz. Dilediğine verir, dilediğinden alır. Mülkünde hiçbir ortağa ve yardımcıya ihtiyacı yoktur. "De ki: Mülkün gerçek sahibi olan Allah'ım! Sen mülkü dilediğine verirsin ve mülkü dilediğinden geri alırsın." Ali İmran, 26 İnsan O'nun varlığını gözardı ederek elindeki herşeyin kendisine ait olduğunu sanır. Kendini bu şekilde üstün görme yanılgısı…

Zatı ile kaim olan, ezelî ve ebedî, her şeyin varlığı kendisine bağlı, uykusu ve uyuklaması olmayan, varlıkları yöneten, koruyan, ihtiyaçlarını üstlenen "Allah Teâlâ, her şey'in mukadder olan vaktine kadar durması için sebeblerini ihsân etdendir. Onun için herşey Hak ile kâimdir.   O'nun ayakta kalmak için hiçbir yönden kimseye ihtiyacı yoktur. O, kendi kendine yetendir ve başkasına muhtaç değildir. O'nun dışında her şey O'na muhtaçtır. Her şeyi ayakta tutan ve koruyan O'dur. O'nun desteği…

Zatı ile kaim olan, ezelî ve ebedî, her şeyin varlığı kendisine bağlı, uykusu ve uyuklaması olmayan, varlıkları yöneten, koruyan, ihtiyaçlarını üstlenen "Allah Teâlâ, her şey'in mukadder olan vaktine kadar durması için sebeblerini ihsân etdendir. Onun için herşey Hak ile kâimdir. O'nun ayakta kalmak için hiçbir yönden kimseye ihtiyacı yoktur. O, kendi kendine yetendir ve başkasına muhtaç değildir. O'nun dışında her şey O'na muhtaçtır. Her şeyi ayakta tutan ve koruyan O'dur. O'nun desteği…

Her şeyi çok iyi bilen, anlayan ve tanıyan "Allah'ın bilgisine sınır yoktur. O her şeyi bilir. Olmuşları olduğu gibi, olacakları da, olmuşlar kadar açık ve seçik bilir.   Hiç bir şey ilminin dışında değildir. Yaratıklar, onun müsaade ettiği kadar bilgiye sahip olabilirler. Ötesini bilemezler. İnsanların bilgisi tam ve mutlak değildir; istikbali bilmekte tamamen acz içersindedirler.   Oysa Allah'ın bilgisi mekanla kayıtlı olmadığı gibi zamanla da kayıtlı değildir."

Her şeyi çok iyi bilen, anlayan ve tanıyan "Allah'ın bilgisine sınır yoktur. O her şeyi bilir. Olmuşları olduğu gibi, olacakları da, olmuşlar kadar açık ve seçik bilir. Hiç bir şey ilminin dışında değildir. Yaratıklar, onun müsaade ettiği kadar bilgiye sahip olabilirler. Ötesini bilemezler. İnsanların bilgisi tam ve mutlak değildir; istikbali bilmekte tamamen acz içersindedirler. Oysa Allah'ın bilgisi mekanla kayıtlı olmadığı gibi zamanla da kayıtlı değildir."

Pinterest
Search