Allah

85 Pinler26 Takipçi
Bol nimet, maddî ve manevî rızık veren "Beslenerek yaşamaları için bütün canlıların rızıklarını veren yalnız Allah Teala'dır. O'ndan başka rızık veren yoktur. Eğer Allah rızkı kulları için bolca yaysaydı, yeryüzünde taşkınlık yapar ve azarlardı. Allah kullarından dilediği kimsenin rızkını genişletir ve dilediğine de kısar. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilendir.   Kulun, her istediğini talep etmede helal yollardan hareket ettikten sonra, Rabbine müracaat etmesi lazımdır. Sebeplerine…

Bol nimet, maddî ve manevî rızık veren "Beslenerek yaşamaları için bütün canlıların rızıklarını veren yalnız Allah Teala'dır. O'ndan başka rızık veren yoktur. Eğer Allah rızkı kulları için bolca yaysaydı, yeryüzünde taşkınlık yapar ve azarlardı. Allah kullarından dilediği kimsenin rızkını genişletir ve dilediğine de kısar. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilendir. Kulun, her istediğini talep etmede helal yollardan hareket ettikten sonra, Rabbine müracaat etmesi lazımdır. Sebeplerine…

Emir ve yasaklarını, hüküm ve kararlarını kullarına yaptırmaya gücü yeten, azgın ve zalimleri kahredici, dertlere derman olan, yaraları sarıp onaran, yarattıklarının hallerini düzelten "O yapılmasına karar verdiği şeyi, dilediğinde zorla yaptırır, düzeltir ve onarır. Ancak bundan, Cebriyye'nin dediği gibi kullara hiç irâde vermez, her emrini zorla yürütür, insanlarda ihtiyârî fiiller yoktur mânâsını da anlamamak gerekir.   Çünkü kanun yapma ile ilgili emirlerin kulların cüz'i iradeleriyle…

Emir ve yasaklarını, hüküm ve kararlarını kullarına yaptırmaya gücü yeten, azgın ve zalimleri kahredici, dertlere derman olan, yaraları sarıp onaran, yarattıklarının hallerini düzelten "O yapılmasına karar verdiği şeyi, dilediğinde zorla yaptırır, düzeltir ve onarır. Ancak bundan, Cebriyye'nin dediği gibi kullara hiç irâde vermez, her emrini zorla yürütür, insanlarda ihtiyârî fiiller yoktur mânâsını da anlamamak gerekir. Çünkü kanun yapma ile ilgili emirlerin kulların cüz'i iradeleriyle…

İhtiyaç ve noksanlığı gerektiren her şeyden münezzeh, pek yüce ve ulu "O'nun zatına nisbetle her varlığın küçük ve basit bulunduğunu ve mutlak büyüklüğün ancak: Allah'ın zatına ait bir sıfat olduğunu ifade eder.   O'nun büyüklüğü her şeyde ve her olayda tezahür eder. Yaratılmış her şey O'nun büyüklüğünü ortaya koyar ve her varlık mevcudiyetiyle ilahi azamet ve büyüklüğü ile işaret eder.   Ancak, yaratıklardan bazıları, kibirlenerek, zorbalık yapmak isteyerek yahut öyle yapmak isteyenlere…

İhtiyaç ve noksanlığı gerektiren her şeyden münezzeh, pek yüce ve ulu "O'nun zatına nisbetle her varlığın küçük ve basit bulunduğunu ve mutlak büyüklüğün ancak: Allah'ın zatına ait bir sıfat olduğunu ifade eder. O'nun büyüklüğü her şeyde ve her olayda tezahür eder. Yaratılmış her şey O'nun büyüklüğünü ortaya koyar ve her varlık mevcudiyetiyle ilahi azamet ve büyüklüğü ile işaret eder. Ancak, yaratıklardan bazıları, kibirlenerek, zorbalık yapmak isteyerek yahut öyle yapmak isteyenlere…

Dünyada bütün mahlûkata merhamet eden, şefkat gösteren, ihsan eden "Allah'ın pek merhametli, çok rahmet sahibi olması anlamlarına gelen bir sıfat ismidir. Sıfat ismi olmakla beraber, bu ismin Allah'tan başkasına verilmesi uygun görülmez. "Çok rahmet sahibi, gayet merhametli ve sonsuz rahmeti bulunan" diye tefsir edilip açıklanabilirse de, yalnız yüce Allah'ın özel bir ismi olduğundan dolayı tam anlamıyla tercüme edilemez.   Dilimizde onun tam karşılığı olan bir kelime yoktur. "Esirgeyici"…

Dünyada bütün mahlûkata merhamet eden, şefkat gösteren, ihsan eden "Allah'ın pek merhametli, çok rahmet sahibi olması anlamlarına gelen bir sıfat ismidir. Sıfat ismi olmakla beraber, bu ismin Allah'tan başkasına verilmesi uygun görülmez. "Çok rahmet sahibi, gayet merhametli ve sonsuz rahmeti bulunan" diye tefsir edilip açıklanabilirse de, yalnız yüce Allah'ın özel bir ismi olduğundan dolayı tam anlamıyla tercüme edilemez. Dilimizde onun tam karşılığı olan bir kelime yoktur. "Esirgeyici"…

Çok affeden, çok bağışlayan, günah ne kadar çok olursa olsun yine bağışlayan      "Günahları çok örten, mağfireti çok olan, kullarının günahlarını pek çok bağışlayandır. Cenab-ı Hak buyuruyor: "Hakikaten Allah çok bağışlayıcı ve mağfiret edicidir."   "Gerçekten ben, tevbe eden, inanan, salih amellerde bulunup sonra da doğru yola erişen kimseyi şüphesiz bağışlayıcıyım." Taha, 82  "De ki: "Ey kendilerine kötülük edip aşırı giden kullarım! Allah'ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin. Doğrusu Allah…

Çok affeden, çok bağışlayan, günah ne kadar çok olursa olsun yine bağışlayan "Günahları çok örten, mağfireti çok olan, kullarının günahlarını pek çok bağışlayandır. Cenab-ı Hak buyuruyor: "Hakikaten Allah çok bağışlayıcı ve mağfiret edicidir." "Gerçekten ben, tevbe eden, inanan, salih amellerde bulunup sonra da doğru yola erişen kimseyi şüphesiz bağışlayıcıyım." Taha, 82 "De ki: "Ey kendilerine kötülük edip aşırı giden kullarım! Allah'ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin. Doğrusu Allah…

İzzet ve şeref, güç ve kuvvet, itibar ve şeref veren, aziz yapan "Allah'ın kullarını üstün kılınıp onurlandırdığını, onlara şeref bahşettiğini ifade eder. İnsanları hidayeti onurlandırdığı için Müiz adı da ancak O'na mahsustur.   Genellikle halk arasında izzetle kibir birbirine karıştırılır. İzzet, bir insanı kendi derecesini şerefini bilmesi, onu geçici şeyler için harcamaması, değerini koruması ve hakarete maruz bırakmamasıdır. Kibir ise, insanın kendi derecesini bilmemesi ve onu gerçek…

İzzet ve şeref, güç ve kuvvet, itibar ve şeref veren, aziz yapan "Allah'ın kullarını üstün kılınıp onurlandırdığını, onlara şeref bahşettiğini ifade eder. İnsanları hidayeti onurlandırdığı için Müiz adı da ancak O'na mahsustur. Genellikle halk arasında izzetle kibir birbirine karıştırılır. İzzet, bir insanı kendi derecesini şerefini bilmesi, onu geçici şeyler için harcamaması, değerini koruması ve hakarete maruz bırakmamasıdır. Kibir ise, insanın kendi derecesini bilmemesi ve onu gerçek…

Çok mülkü olan, her şeyin sahibi ve Malikî, onları terbiye edip yetiştiren, mülk ve güç veren Melik yada malik olma, malik olunan şey üzerinde istenildiği biçimde tasarrufta bulunmayı gerektirir. Bütün kainat Allah'ın mülküdür ve Allah mülkünde dilediği gibi tasarruf sahibidir. İnsan yeryüzünde halife olduğu için, kendisine yeryüzü mülkü üzerinde izafi bir meliklik yetkisi tanınmıştır. Herkesin belli bir tasarruf sahası vardır. Fakat bu tasarruf, hiç bir zaman mutlak değil, sınırlı ve…

Çok mülkü olan, her şeyin sahibi ve Malikî, onları terbiye edip yetiştiren, mülk ve güç veren Melik yada malik olma, malik olunan şey üzerinde istenildiği biçimde tasarrufta bulunmayı gerektirir. Bütün kainat Allah'ın mülküdür ve Allah mülkünde dilediği gibi tasarruf sahibidir. İnsan yeryüzünde halife olduğu için, kendisine yeryüzü mülkü üzerinde izafi bir meliklik yetkisi tanınmıştır. Herkesin belli bir tasarruf sahası vardır. Fakat bu tasarruf, hiç bir zaman mutlak değil, sınırlı ve…

İnsanlara mal mülk veren, onları zengin yapan, cömert, nimet sahibi "Allah Teâlâ dilediğini zengin eder, ömür boyunca zengin olarak yaşatır. Dilediğini de ömür boyunca fakirlik içinde bırakır.   "Zengin eden de yoksul kılan da O'dur." Necm, 48   Yüce Allah, Bazı kullarını zenginken fakir, bazılarını fakirken zengin yapar.   "Seni fakir bulup zengin etmedi mi?" Duha, 8   Sevgili Peygamberimiz şöyle buyurmuştur;   “Gerçek zenginlik, mal çokluğu değil; gönül zenginliğidir.” Buhârî, Rikâk, 15…

İnsanlara mal mülk veren, onları zengin yapan, cömert, nimet sahibi "Allah Teâlâ dilediğini zengin eder, ömür boyunca zengin olarak yaşatır. Dilediğini de ömür boyunca fakirlik içinde bırakır. "Zengin eden de yoksul kılan da O'dur." Necm, 48 Yüce Allah, Bazı kullarını zenginken fakir, bazılarını fakirken zengin yapar. "Seni fakir bulup zengin etmedi mi?" Duha, 8 Sevgili Peygamberimiz şöyle buyurmuştur; “Gerçek zenginlik, mal çokluğu değil; gönül zenginliğidir.” Buhârî, Rikâk, 15…

Güçlü, kuvvetli, her şeye gücü yeten, istediğini istediği gibi eksiksiz, kusursuz ve tam yapabilen "Şüphesiz Allah her şeye kadirdir." Bakara, 148   Bütün alemlere intizam sağlayan şüphesiz Hz.Allah'tır. Yeryüzünde her yaprağın düşüşü O'nun izniyledir, yine hiçbir dişi O'nun izni olmadan gebe kalamaz ve hiçbir canlı O'nun bilgisi dışında doğuramaz.   Allah Teâlâ, kudretine bir ayna olmak üzere kâinatı yaratmıştır. Fezalarda, sayısı belirsiz âlemleri birbirine çarptırmadan düzenlemek Kâdir…

Güçlü, kuvvetli, her şeye gücü yeten, istediğini istediği gibi eksiksiz, kusursuz ve tam yapabilen "Şüphesiz Allah her şeye kadirdir." Bakara, 148 Bütün alemlere intizam sağlayan şüphesiz Hz.Allah'tır. Yeryüzünde her yaprağın düşüşü O'nun izniyledir, yine hiçbir dişi O'nun izni olmadan gebe kalamaz ve hiçbir canlı O'nun bilgisi dışında doğuramaz. Allah Teâlâ, kudretine bir ayna olmak üzere kâinatı yaratmıştır. Fezalarda, sayısı belirsiz âlemleri birbirine çarptırmadan düzenlemek Kâdir…

İnsanların bütün yaptıklarını bilen, koruyan, görüp gözeten "Görüp gözeten, her şeye şahid olan koruyan ve bekçilik eden de O'dur ve varlıkları görüp, gözeten, itaatkar kullarının sevaplarını eksiltmeden mükafatlarını veren, her şeyi varacağı noktaya ulaştırandır.   Durmadan bir şeyler yapıp eden bir varlık olan insan, her an Rabbi tarafından görüp gözetildiğini hiç unutmamalı ve o da hep Rabbine bakarak kendini denetim altında tutmalı; böylece hal ve işlerini sürekli ıslaha gayret…

İnsanların bütün yaptıklarını bilen, koruyan, görüp gözeten "Görüp gözeten, her şeye şahid olan koruyan ve bekçilik eden de O'dur ve varlıkları görüp, gözeten, itaatkar kullarının sevaplarını eksiltmeden mükafatlarını veren, her şeyi varacağı noktaya ulaştırandır. Durmadan bir şeyler yapıp eden bir varlık olan insan, her an Rabbi tarafından görüp gözetildiğini hiç unutmamalı ve o da hep Rabbine bakarak kendini denetim altında tutmalı; böylece hal ve işlerini sürekli ıslaha gayret…

Pinterest
Ara