Blog Yazılarım

13 Pins11 Followers
Edebiyatın analitik/psikanalitik okumalarla zenginleştiği ortada. Fakat kurgular asıl felsefî okumalarla genişleyebilir. Psikanaliz bilim değil yorumdur (bkz. Saffet Murat Tura, “Beynin Gölgeleri, Bir Psikiyatri Felsefesi”, Metis, 2016). Analiz ise hiçbir şeydir.

Edebiyatın analitik/psikanalitik okumalarla zenginleştiği ortada. Fakat kurgular asıl felsefî okumalarla genişleyebilir. Psikanaliz bilim değil yorumdur (bkz. Saffet Murat Tura, “Beynin Gölgeleri, Bir Psikiyatri Felsefesi”, Metis, 2016). Analiz ise hiçbir şeydir.

Soy araştırmaları tarih ilmi bakımından ehemmiyetli bir mevzudur. Soybilim (Jenealoji) üzerine Türkçe yazılmış elimizdeki tek eser Yılmaz Öztuna'nın beş dev ciltlik "Devletler ve Hanedanlar"ı. Bu çapta yenisinin yazılması da yakın-orta vadede mümkün görünmüyor.

Soy araştırmaları tarih ilmi bakımından ehemmiyetli bir mevzudur. Soybilim (Jenealoji) üzerine Türkçe yazılmış elimizdeki tek eser Yılmaz Öztuna'nın beş dev ciltlik "Devletler ve Hanedanlar"ı. Bu çapta yenisinin yazılması da yakın-orta vadede mümkün görünmüyor.

Kutsal kitabımın “Aylaklığa Övgü” peygamberimin “Oblomov” olduğuna inanan arkadaşlarım bir şeyden daha emin: Okur tembelliğimin tadını yeterince çıkarabilmem için yazmayı tamamen bırakmamın şart oluşu. Zaten bir şeye de benzemiyorlarmış, bu hevâ vü hevesten an karîbi’z-zemân vazgeçmeli, sair kıraatlerimi kenara itmeli, onların yazdıklarını okumalıymışım.

Kutsal kitabımın “Aylaklığa Övgü” peygamberimin “Oblomov” olduğuna inanan arkadaşlarım bir şeyden daha emin: Okur tembelliğimin tadını yeterince çıkarabilmem için yazmayı tamamen bırakmamın şart oluşu. Zaten bir şeye de benzemiyorlarmış, bu hevâ vü hevesten an karîbi’z-zemân vazgeçmeli, sair kıraatlerimi kenara itmeli, onların yazdıklarını okumalıymışım.

Yılmaz Öztuna (20 Eylül 1930 – 9 Şubat 2012). Sene-i devriyesi. Her yıl bugün, bir şeyler de yazarak, hasretle anıyorum.

Yılmaz Öztuna (20 Eylül 1930 – 9 Şubat 2012). Sene-i devriyesi. Her yıl bugün, bir şeyler de yazarak, hasretle anıyorum.

Tarih Vakfı Ankra‘da Umut Şumnu‘yu dinledik. Konuşmacı isabetli seçildiğinde öğrenme zevki başka oluyor. “Proje” deyince mesafeli duran benim gibilere, denilenle yapılanın uyumunu ve örnek modelini takip etme dersi oldu.

Tarih Vakfı Ankra‘da Umut Şumnu‘yu dinledik. Konuşmacı isabetli seçildiğinde öğrenme zevki başka oluyor. “Proje” deyince mesafeli duran benim gibilere, denilenle yapılanın uyumunu ve örnek modelini takip etme dersi oldu.

Bir profesör eskisi pazar günü ne yapar? Ona her gün pazardır ve Hıristiyan da değildir, ama madem bugün sordum bir şeyler diyeyim.

Bir profesör eskisi pazar günü ne yapar? Ona her gün pazardır ve Hıristiyan da değildir, ama madem bugün sordum bir şeyler diyeyim.

Yukarıdaki soru müellif’in telif eden, orijinal bir şey söyleyen kişi olduğunu varsayar. Müverrih öyle değildir bu varsayıma göre; o (sadece) tarih yazar. Fikirlerini söylemeyebilir de. Müellif fikri olduğu, bunu söylemeden edemediği için kaleme sarılır önce. İster tarih ister başka sahalarda olsun. Bu satırlar Yılmaz Öztuna hakkında, II. Abdülhamîd adlı eseri vesilesiyle yazıldığına göre konumuz tarih.

Yukarıdaki soru müellif’in telif eden, orijinal bir şey söyleyen kişi olduğunu varsayar. Müverrih öyle değildir bu varsayıma göre; o (sadece) tarih yazar. Fikirlerini söylemeyebilir de. Müellif fikri olduğu, bunu söylemeden edemediği için kaleme sarılır önce. İster tarih ister başka sahalarda olsun. Bu satırlar Yılmaz Öztuna hakkında, II. Abdülhamîd adlı eseri vesilesiyle yazıldığına göre konumuz tarih.

İlber Ortaylı’yı tanımak isteyenler çoğalıyor, artacak da galiba. İnsan tanıma “uzman”lığını, insan’a ilişkin olduğu için, dehşet verici bulan psikanalist Adam Phillips ‘Bazı insanlar vardır ki’ der, ‘tanımak kelimesini hiç duymamış olsalardı, asla tanımak için uğraşmazlardı.’

İlber Ortaylı’yı tanımak isteyenler çoğalıyor, artacak da galiba. İnsan tanıma “uzman”lığını, insan’a ilişkin olduğu için, dehşet verici bulan psikanalist Adam Phillips ‘Bazı insanlar vardır ki’ der, ‘tanımak kelimesini hiç duymamış olsalardı, asla tanımak için uğraşmazlardı.’

Okuduğumuz kitapta o sırada aradığımız şeyi buluruz, bulamazsak bırakırız. Yazar, olay ya da kurgu için o şeyin ayrıntı olması okura vız gelir. Çoğul okuma dedikleri biraz da böyle bir şeydir.

Okuduğumuz kitapta o sırada aradığımız şeyi buluruz, bulamazsak bırakırız. Yazar, olay ya da kurgu için o şeyin ayrıntı olması okura vız gelir. Çoğul okuma dedikleri biraz da böyle bir şeydir.

Vaziyet vahim! Alanına spesifik katkılar yapmış bir tarih profesörü facebookta bir sayfa paylaşmış, başlık şu: “Milletine küfretmeden de Nobel kazanılabiliyormuş.” Aziz Sancar bizden Orhan Pamuk sizden demek istiyor. Ama aynı gün bu ikilinin aynı ülkenin insanları olmaktan gayet memnun yeni çekilmiş bir fotoğrafı da dolaşıyor.

Vaziyet vahim! Alanına spesifik katkılar yapmış bir tarih profesörü facebookta bir sayfa paylaşmış, başlık şu: “Milletine küfretmeden de Nobel kazanılabiliyormuş.” Aziz Sancar bizden Orhan Pamuk sizden demek istiyor. Ama aynı gün bu ikilinin aynı ülkenin insanları olmaktan gayet memnun yeni çekilmiş bir fotoğrafı da dolaşıyor.

Dün çocuktum, hâlâ çocuğum ama yaşım aldı başını gitti.  Dün “İndim yarin bahçesine gül açılmış gül güle” türküsünü söylüyordum.

Dün çocuktum, hâlâ çocuğum ama yaşım aldı başını gitti. Dün “İndim yarin bahçesine gül açılmış gül güle” türküsünü söylüyordum.

Okumak istemem, yazmak da. Dalıp gitmek isterim. Lakin “Lezzet almış sevdâ-yı dildârdan gönül”. İki satır bir şey yazsam keyfini bir başka alırım, birkaç kitaba baksam kimi yerleri zihnime çakılı kalır. Başlayınca bitirme ayı değildir kasım. Halden hale geçerim. “Zamân olur ki anın hacle-i visâlinde, bir inziva ve o cânân-ı bîvefâ bulurum. Zamân olur ki gözümden kaçan hayâlinde, hayât-ı rûhuma müşfîk bir âşinâ bulurum.”

Okumak istemem, yazmak da. Dalıp gitmek isterim. Lakin “Lezzet almış sevdâ-yı dildârdan gönül”. İki satır bir şey yazsam keyfini bir başka alırım, birkaç kitaba baksam kimi yerleri zihnime çakılı kalır. Başlayınca bitirme ayı değildir kasım. Halden hale geçerim. “Zamân olur ki anın hacle-i visâlinde, bir inziva ve o cânân-ı bîvefâ bulurum. Zamân olur ki gözümden kaçan hayâlinde, hayât-ı rûhuma müşfîk bir âşinâ bulurum.”

Eskiden Şili’ye gitmek ister miydim, hatırlamıyorum. Çok daha eskiden hiçbir yere gitmek istemezdim, araba tutardı. Çocukken, dönecek bir yer yoksa herhangi bir yere gitmek istemez insan. Sonra gitmem gerektiğine karar verdim, mecburdum, ya da ben öyle sandım. Hem artık araba da tutmuyordu. Şimdi istemem Şili’ye gitmeyi. Bolaño‘yu okumayı tercih ederim.

Eskiden Şili’ye gitmek ister miydim, hatırlamıyorum. Çok daha eskiden hiçbir yere gitmek istemezdim, araba tutardı. Çocukken, dönecek bir yer yoksa herhangi bir yere gitmek istemez insan. Sonra gitmem gerektiğine karar verdim, mecburdum, ya da ben öyle sandım. Hem artık araba da tutmuyordu. Şimdi istemem Şili’ye gitmeyi. Bolaño‘yu okumayı tercih ederim.

Pinterest
Search